Talasemi

Talasemi dünyada en sık görülen, aynı zamanda önlenmesi en kolay olan kalıtsal bir kan hastalığıdır. Talasemiden başka hiç bir hastalık yok ki, yaşam boyu hastaneye bağlı kalsın. Doğumda her bebek gibi sağlıklı, canlı ve gürbüz doğan bu çocuklar, ilerleyen aylarda solmaya başlar. İlk tanı konduktan sonra yaşam boyu takibe alınan bu çocuklara, her üç-dört haftada bir kan vermek gerekir. Hastaneye geldiğinde rengi soluk, bitkin, halsiz ve huzursuz olan bu çocuklar oyuncaklara bile ilgi göstermez iken, kan verildikten sonra canlı, hareketli ve cıvıl cıvıl olup, oynamaya başlar. Çocukların canlanması anne-baba ve biz çalışanları nasıl mutlu ediyor görmek gerek, güneşte solmuş bir çiçeğin sulandıktan sonra canlanması gibi…

Diğer Akdeniz ülkeleri, Devletlerinin ve Dünya Sağlık Örgütü’nün desteği ile Talasemi Kontrol Programları uygulayarak hastalıkla aktif olarak mücadele etmektedirler. Talasemi Kontrol Programı; hasta bakımı, toplumun hastalık hakkında bilgilendirilmesi, taşıyıcı taramaları, genetik danışma ve doğum öncesi tanı yönteminden oluşmaktadır.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, başarılı olan ülkelerde devletin sağlık otoriteleri olaya sahip çıkmış ve gönüllü sağlık çalışanları ile beraber mücadele etmişlerdir.

1994 yılına kadar ülkemizde belirli üniversiteler ve dernekler dışında, bakanlığa bağlı merkezler yoktu. 1994 yılında “Kalıtsal Kan Hastalıkları ile Mücadele” yasası çıkması ile beraber, Sağlık Bakanlığına bağlı Antalya, Antakya, Mersin ve Muğla’da merkezler kurulmuştur. Son 6 yıldan beri, Antalya Devlet Hastanesi içinde hizmet veren Talasemi Merkezi, yetersiz fiziki yapı ve kadroya rağmen, gerek hastaların tedavisinde, gerekse önlenmesi konusunda önemli mesafeler almıştır. Ekim 1996 yılında, Akdeniz Kan Hastalıkları Vakfı (AKHAV), başta talasemi ve orak hücreli anemi olmak üzere kalıtsal kan hastalıkları konularında; toplumu bilinçlendirmek, hastaların dünya standartlarında tedavilerini sağlamak ve yeni hasta doğumunu önlemek amacı ile hasta yakınları, doktorlar ve işadamlarının katılımıyla kurulmuştur. Vakıf amacına uygun olarak, Türkiye’de ilk örnek olacak “Kan hastalıkları Hastanesi”ni yapmayı planlamıştır. Hastane; Akdeniz bölgesinin en önemli sağlık sorunu olan talasemi yanında diğer kalıtsal kan hastalıklarını önlemek için gerekli eğitim, araştırma, teşhis ve tedavi olanakları ile koruyucu hekimlik hizmetleri de verecektir. Türkiye’deki hastalar yanında yurtdışından Türkiye’ye gelecek olan kan hastalarına da tatilleri süresince her türlü tedavi olanaklarını sağlayacaktır. Ülkemizin önemli bir sağlık sorunu ile mücadele edecek bu hastaneye herkesin desteğini bekliyor, saygılarımı ve şükranlarımı sunuyorum.
ski yunancada “Thalas” kelimesi deniz, “Emia” kelimesi anemi anlamına, “Thalasemia” ise Akdeniz anemisi anlamına gelir. Akdeniz bölgesinde ve göçlerle yayılarak dünyanın bir çok ülkesinde görülen kalıtsal kan hastalığıdır. D.S.Ö. nün verilerine göre, tüm dünyada 266 milyon hemoglobinopati taşıyıcısının bulunduğu vurgulanmaktadır.

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.