Şeker Hastalığında Kromun Etkisi
Şeker Hastalığında Kromun Etkisi
Krom eksikliği normalden daha yüksek insulin düzeyleri gerektiren relatif insulin direnci ile sonuçlanır. Krom serbest halde veya GTF taşıyıcısı ile gevşek olarak bağlı durumdayken, insulin ve onun reseptörleri ile üçlü bir kompleks oluşturur (126) .
Krom hücrelerin insulin’e karşı hassasiyetinde önemli bir rol oynar (127,128) ve insulin’i kontrol eden bütün faaliyetlerde yer alır. Krom ilavesinin;
• Glukoz’u düşürdüğü
• Kolesterol’ü düşürdüğü
• İnsulin faaliyetini önemli ölçüde ilerlettiği
• Trigliserid düzeylerini düşürdüğü
• HDL kolesterol düzeyini arttırdığı (iyi kolesterol)
• Normal, yaşlı ve NIDDM hastalarda insulin hassasiyetini arttırdığı gösterilmiştir (129) .
Krom, tip 2 diyabet’in başlangıcını önleyebilir (130) . Az miktarda krom alınımı glukoz toleransına etki eder ve insulin seviyesini yükseltir. Tip 2 şeker hastalığını önlemek için insulin seviyesini düşük tutmak önemli olduğundan, krom, diyabet ilişkili ana plaka oluşumunu engellemede yardımcı olur (130) .
Hipoglisemi, hiperglisemi ve tip 2 diyabetli, dietlerinde az miktarda krom içeriği bulunan hastalarda, krom ilavesinden sonra birkaç hafta içinde belirtilerde ilerleme gözlenmiştir. Ancak krom ile beslenmekte olan hastalar, dietlerine krom ilavesinden sonra ek bir iyileşme göstermemektedirler. Buradaki sorun, bir insanın krom ihtiyacının az olup olmadığını anlamaktır. Çok yüksek kan şekeri ve insulin seviyesine sahip olan tip 2 diyabet hastalarının, şeker hastası olmayan bireylere göre hergün idrarla daha fazla krom kaybettikleri bilinmektedir. Bunun anlamı; şeker hastalarının duyduğu yüksek krom ihtiyacı, dietlerinde bulunacak krom miktarını şeker hastası olmayan insanlara göre daha kritik bir faktör haline getirir (130) .
İdrarla kaybedilen krom miktarı, basit şeker dietlerine karşılık salgılanan insulin miktarına bağlıdır. Yüksek insulin verimi sağlayan bu şekerler, aynı zamanda idrar yollarıyla aşırı krom kaybına neden olurlar. Yüksek insulin seviyesi ve krom salgılanması arasındaki bu ilişki, insulin’in şiddetli yüksek olması sonucu krom eksikliğinin oluşma riski ve bireysel krom ihtiyaçlarının arttığını göstermektedir (130) .
Aynı zamanda, zayıf kan şekeri kontrolü ve diyabet, krom’un vücutta metabolize olma şeklini değiştirebilir. Anorganik krom’u daha faydalı bir form’a dönüştürme kabiliyetini yitiren şeker hastalarında bu olay açıkça görülmektedir ve aldıkları besinlerde bulunan, biolojik olarak aktif, önceden hazırlanmış krom bileşiklerine ihtiyaçları vardır. Anorganik krom ilavesi bu tür insanlar için etkili değildir. Çoğu insan günde 200 g dozunda krom ilavesine olumlu tepkiler gösterirken, diyabet hastaları daha yüksek dozlara ihtiyaç duyarlar veya sadece biolojik olarak aktif formdaki krom ihtiyaçlarını karşılayabilir (130) .
Şeker hastası farelerde GTF idaresi yükseltilmiş plazma glukoz konsantrasyonunu %14-29 oranında azaltır, ayrıca yükseltilmiş plazma kolesterol ve trigliserid düzeyini ayrı ayrı %35-45 oranında düşürür (131) .6 ay – 5 yıl’lık uzatılmış bir beslenme dönemindeki 2 hastada, Cr ilavesinden sonra tersine dönen glukoz intoleransının çıkmasına Cr eksikliği sebep olmuştur (123,132) .Bu hastalardan biri için Cr ilavesi glukoz intoleransını ters yöne çevirmekle kalmayıp, neropati, yüksek serbest yağ asidleri düzeyini ve zayıf solunum bölgelerini düzeltmiştir. Ancak, sağlıklı yetişkinlerde Cr ilavesi geliştirilmiş glukoz toleransı ile sonuçlanmamıştır (111,133-135) .Kan glukoz seviyesi 100 mg/dl’den fazla olan ve daha yaşlı üyelerden oluşan 2. bir grupta, (110,136,137) 90 dk’lık bir glukoz mücadelesinden sonra Cr ilavesinin glukoz toleransını düzelttiği gözlenmiştir (138) .12 sağlıklı, yaşlı gönüllü ile yapılan 28 günlük bir çalışma sonunda Cr ve nikotinik asid karışımının glukoz toleransını düzelttiği, Cr ve nikotinik asid’in ayrı ayrı kullanılması durumunda etkisiz oldukları anlaşılmıştır (139) .Bir çalışmada 4 hafta süren Cr ilavesi (4 mol/gün) orta yaşlı erkek ve kadınlarda glukoz toleransını düzeltmiştir. 4 hafta boyunca düşük Cr içerikli ( 0.4 mol/gün) diet tüketen bu kişilerde azalan glukoz toleransı gözlenmiştir (140) .
Şeker hastası bireylerde uygulanan 3 tarafsız çalışma sonucunda Cr ilavesi ile kan glukoz kontrolünde herhangi bir gelişme gözlenmemiştir (141-143) .Her 3 çalışma elementel Cr’u değerlendirirken, bir tanesi de bira mayasını değerlendirmiştir. Başka bir çalışmada, günde 1.6 g bira mayası (30 g elementel Cr’a eşdeğer) alımı sonunda hemoglobin düzeyinde %17 oranında bir azalma ve yüksek yoğunluklu lipoprotein (HDL) kolesterol’ü düzeyinde %36’lık bir artış meydana gelmiştir (144) .
Aynı benzer mücadele, şeker hastası olan ve olmayan deneklerin plazma lipid grafiklerine Cr’un etkisinin incelenmesinde de ortaya çıkar. Yapılan çeşitli çalışmalar günde 200 g Cr ilavesinin (elementel Cr veya bira mayası şeklinde) total kolesterol’ü %5-12 oranında azaltabileceğini ve serum trigliserid seviyesini değiştirmeden HDL kolesterol’ünü %8-36 oranında arttırabileceğini göstermiştir (111,133,142-144) .Cr ilavesinin plazma lipid grafiğini geliştirmesi ve sadece serbest Cr eksikliği olan hastalarda insulin faaliyetini arttırması mümkündür. Ancak, şeker hastalarında Cr eksikliğinin ne kadar yaygın olduğu bilinmemektedir. Değersiz Cr eksikliğini değerlendirmek için güvenilir herhangi bir yöntem yoktur. İnsulin’e bağımlı olmayan diabetes mellitus (NIDDM) hastalarında plazmadaki Cr konsantrasyonu sağlıklı deneklerdeki miktardan önemli ölçüde farklı değildir (142) .Ancak insulin’e bağımlı diabetes mellitus (IDDM) hastaları yüksek bazal plazma Cr konsantrasyonu gösterirler (142) .Buna karşılık şeker hastası çocukların (145) ve belki de IDDM hastası kadınların (146) saçlarındaki Cr içeriği azalır. IDDM veya NIDDM hastası olan yetişkin erkeklerin saç veya eritrositlerindeki Cr miktarı kontrol grubundaki deneklerden pek farklı değildir (147) , ancak diyabetlilerin Cr seviyeleri arasındaki değişim daha azdır. Bu incelemeler, Cr eksikliği olan şeker hastalarını içeren bir grubun olabileceğini önerir, fakat saç analizleri ve eritrosit konsantrasyonları Cr miktarını tayin etmek için yeterli klinik araçlar değildir.
Bazıları plazmadaki Cr’un oral glukoz yüklemesine tepkisinin, dokuda depolanan Cr miktarını tahmin etmek için potansiyel bir test olduğunu belirtmektedir. Bu kriter’e göre; IDDM veya NIDDM hastası erkek deneklerde yeterli miktarda depolanmış Cr görülmüştür (147) .Bunun tam aksine, glukoz intoleransı olan bir grup kadın oral glukoz yüklemesine karşılık olarak azalan bir plazma Cr düzeyi göstermiştir, bu da yetersiz depo veya Cr eksikliğine işaret etmektedir (111) .Perhiz’e ilave edilen bira mayası, glukoz alımından sonra plazma Cr düzeyinin artmasına neden olmuştur (111) .Oral glukoz yüklemesine karşılık plazma Cr düzeyi NIDDM hastalarında normal deneklere göre daha fazla artmıştır, ancak bu fark 2 grup birbiri ile karşılaştırıldığında ortaya çıkmamıştır. Normal kontrol denekleri arasında, şişman deneklerin plazma Cr düzeyleri zayıf olanlarınki ile kıyaslandığında, önemli ölçüde artmıştır (148) .Yüksek insulin salınımını ve idrarla Cr atılımını uyaran karbohidratları bulmak ilgi alanı olmuştur (149) . Şarap içenlerde iskemik kalp hastalığının az görülmesini şarapta krom bulunmasına bağlamak isteyenler olmuştur (150) . Elementel Cr düzeyinin plazma ölçüleri, fonk- siyonel Cr miktarını tayin etmek için en iyi yöntem olmayabilir. Cr miktarının tayini için hassas araçlar gereklidir.
Yetişkin diyabetik sıçanlarda, arpa içeren bir dietin diyabet belirtileri üzerine (kan glukoz konsantrasyonu ve su tüketimi) nişasta veya sakkaroz’a dayalı dietlerle karşılaş- tırıldığında değiştirici bir etkisi olmuştur. Arpanın bu faydalı etkisinin içerdiği çok yüksek miktardaki kromdan kaynaklandığı varsayılmıştır. 3 değerlikli krom ilavesi ile beraber uygulanan sakkaroz’a dayalı dietin arpa içeren diette bulunan kroma eşdeğer olması, diyabet durumunda gösterilen farklı tepkilerin ortadan kalkmasını sağlamıştır.
Uzun süreli arpa tüketimi diyabetiklerde karbohidrat alınımına glisemik tepkiyi değiştirebilir, bu etki de arpanın şimdiye kadar tanımlanamamış olan öğesinden ileri gelmektedir. Kan glukoz konsantrasyonunun normal düzeni için krom gerekli bir eser elementtir. Sıçanlardaki deneysel krom eksikliği azalmış glukoz toleransına ve sonunda diyabet’e benzeyen bir duruma neden olur (109) .
Şeker hastası olan pek çok bireyde Cr eksikliği yoktur. Her ne kadar şiddetli Cr eksikliği glukoz intoleransına neden olsa da, diyabet’in gelişimindeki rolü o kadar da önemli değildir.
Posted on May 8th, 2008 by admin
Filed under: Diyabet

Leave a Reply
You must be logged in to post a comment.