YaÄŸlar
Yağlar temel besin öğelerinden birisini teşkil eder. Canlı vücudunu bir makineye benzetirsek, bu makineyi yaratan Kudreti Sonsuz, aynı zamanda güçlü bir yakıt olarak enerji deposu olan yağları da bize ihsan etmiştir. Çok mükemmel bir metabolik zincir ile aldığımız fazla kaloriler vücudumuzda yağ olarak depolandığı gibi, enerji ihtiyacı olduğunda da hemen bu yedek kaynaklara müracaat edilir ve yağlar yakılarak enerji elde edilir. Şayet ihtiyacımızın üzerinde çok fazla beslenirsek, vücudumuzda biriken yağlar yedek enerji kaynağı olmasının ötesinde artık vücut için hastalık ve sıkıntı kaynağı olmaya başlar. Başta kalp hastalıkları ve bazı kanser türleri olmak üzere birçok hastalıkla aşırı yağlanmanın münasebeti gösterilmiştir.
Yağlar canlı bitki ve hayvan hücrelerinde sentezlenir. Ancak bunun için önce yağ asitlerinin elde edilmesi gerekir. Elde edilen yağ asitleri, ortamdaki gliserol ile birleşerek yağlar oluşur. Bir molekül veya bir birim yağda 3 tane yağ asidi bulunur. Bunların hepsi tek çeşit yağ asidi olabileceği gibi, ikisi veya üçü de farklı yağ asidi olabilir. Bir yağ molekülünü aşağıdaki gibi gösterebiliriz. (Yağın ana omurgasını gliserin meydana getirir.)
YaÄŸlar dışarıdan gıdalarla alındıktan sonra birtakım metabolik yollardan geçerek önce bileÅŸenlerine ayrılır. Daha sonra ihtiyaç duyulan yaÄŸ asitleri mevcut yaÄŸ asitlerinden veya asetil koenzim-A’lardan yeniden sentezlenir. Bunlar da gliserin molekülü ile birleÅŸerek yeniden yaÄŸ elde edilir ve vücudun enerji ihtiyacı için kullanılırlar.
Yağların birbirlerinden ayrılığı yağ asitlerinin farklılığından kaynaklanır. Bu yağ asitleri hayvanî ve nebatî yağlarda farklı olduğu gibi, her ikisi içinde de değişiklik gösterir. Meselâ, zeytinyağındaki yağ asitleriyle, ayçiçeği veya mısırözü yağının yağ asitleri arasında, hem miktar hem de kalite bakımından farklılıklar vardır. Yani her yağ çeşidinin kendine has bir yağ asidi kompozisyonu vardır. Biz bu yağları değişik kaynaklardan gıda olarak aldığımız zaman yağ asitlerini de almış oluyoruz. Eğer biz aldığımız gıdalarla ihtiyacımız olan yağları kâfi miktarda temin edemiyorsak bunu telâfi için vücudumuzda yağ sentezi olur. Ayrıca ihtiyacımızdan fazla miktarda karbonhidrat alıyorsak o zaman bu fazla karbonhidratlar yağa dönüştürülür ve vücutta depolanır. Her iki durumda da yağ yapımı glukozdan (yani şekerden) olur.
Bazı özel konfigürasyona sahip yağ asitleri vardır ki bunlar vücudumuzda yapılamaz. Bu şekilde vücutta yapılamayan yağ asitleri, esansiyel (temel) yağ asitleri olarak adlandırılır. Bunların mutlaka dışarıdan alınması gerekir. İşte bunlardan birisi de Omega-3 yağ asitleridir. Son zamanlarda, hangi rahatsızlıkların bu yağ asitlerinin yokluğu veya yeterli alınmayışına bağlı olduğu hususunda birçok araştırma yapılmaktadır.
Son yapılan çalışmalarda, kanlarında Omega-3 yaÄŸ asitleri düşük olan çocukların, büyük ölçüde; davranış, öğrenim ve saÄŸlık problemleri olduÄŸu belirtilmiÅŸtir. Bu yaÄŸ asitlerinin eksikliÄŸinden kaynaklanan belirtiler susuzluk, sık idrar yapma, deride ve saçlarda kurumadır. Okul yaÅŸlarındaki çocukların % 3-5′inin davranış bozukluÄŸu olduÄŸu, bunun erkeklerde kızlardan daha çok görüldüğü belirtilmiÅŸtir. Bunun sebeplerinin biyolojik ve çevreye ait olmak üzere birçok faktörden kaynaklandığı düşünülmektedir. Önceden davranış bozukluÄŸu problemi olan 6-12 yaÅŸ arasındaki çocuklar üzerinde yapılan araÅŸtırmalarda, Omega-3 yaÄŸ asidi seviyesi düşük olan 53 çocuÄŸun yaklaşık % 40′ında hiperaktif düzensizliÄŸe baÄŸlı dikkat eksikliÄŸinin olduÄŸu tespit edilmiÅŸtir. Yine % 9′unda benzer belirtiler görülmüştür.
Son zamanlarda beslenme uzmanları omega-3 yaÄŸ asitlerinin daha fazla alınmasını tavsiye etmektedirler. Bebeklerin büyümesi, geliÅŸmesi ve kalb hastalıklarına karşı korunması, thrombozis, hipertansiyon ve enflamasyon ile otoimmün rahatsızlıklarından korunmak için omega-3 yaÄŸ asitlerinin önemli olduÄŸu kaydedilmektedir. Omega-3 yaÄŸ asitlerinin serum kolesterol seviyesini düşürdüğü, arteriosklerozis’e baÄŸlı koroner kalb hastalıklarını önleyici tesirinden söz edilmektedir. Omega-3 yaÄŸ asitleri bakımından zengin yemlerle beslenen tavukların yumurtalarındaki kolesterol miktarının, normal yemlerle beslenenlere göre daha düşük olduÄŸu bulunmuÅŸtur. Piyasada bu ÅŸekilde beslenen tavukların yumurtaları omega yumurtaları ismiyle diÄŸerlerine göre daha pahalı olarak satılmaktadır. Omega-3 yaÄŸ asitlerinin kandaki kolesterol seviyesini düşürdüğü, yapılan araÅŸtırmalara dayanılarak ifade edilmektedir.
Birçok faydasının olduÄŸu belirtilen omega-3 yaÄŸ asitleri, vücutta yapılamadığı için baÅŸka kaynaklardan temin edilmek durumundadır. Kimbilir hangi hikmetle birçok yaÄŸ asidinin sentezi için gerekli kabiliyetleri vücudumuza yerleÅŸtiren Yüce Yaratıcı, bazı yaÄŸ asitleri için bu imkânı vermemiÅŸtir. Ancak bunları yine baÅŸka canlılara yaptırarak bizim istifademize sunmuÅŸtur. Balıklar bu yaÄŸ asitleri bakımından zengindir. Tatlısu balıklarından Salmonidae (Alabalıkgiller) familyasına mensup balıklarda, deniz balıklarından ise Scombridae (Uskumrugiller) familyasında bol miktarda bulunmaktadır. Yine bazı bitkiler bu yaÄŸ asitlerini sentezledikleri için birer kaynaktır. Meselâ, keten tohumunun yağı, mısırözü yağı ve soya yağı, Omega-3 yaÄŸ asitleri bakımından zengindirler. Dünya SaÄŸlık TeÅŸkilatı’nın omega yaÄŸ asitlerinin günlük ne kadar alınması gerektiÄŸi konusunda henüz bir tavsiyesi bulunmamaktadır. Ancak uzmanlar günlük alınan toplam enerjinin % 0,2-% 0,5 kadarının Omega-3 yaÄŸ asitlerinden saÄŸlanması gerektiÄŸini ileri sürmektedirler. Kanada SaÄŸlık TeÅŸkilatı hamile kadınların bu miktara ilâve olarak hamileliklerinin ilk üç aylık döneminde 0,05 gram Omega-3 yaÄŸ asidi almalarını, daha sonraki üçer aylık dönemlerde ise 0,16 gram daha fazla almalarını tavsiye etmektedirler. Emzirme döneminde ise normal alınması tavsiye edilen miktara 0,25 gram daha ilâve edilmesini tavsiye etmektedirler. Çocukların ve yetiÅŸkinlerin Omega-3 yaÄŸ asitlerinden günde 800 ile 1100 mg arasında almaları tavsiye edilmektedir. Hiperaktif çocuklardaki dikkat eksikliÄŸinden kaynaklanan öğrenme problemlerinin tedavisi için ve kanda yüksek kolesterol ve trigliserit olanların tedavileri için bu yaÄŸ asitlerini yoÄŸunlaÅŸtırılmış olarak bulunduran tabletlerin mevcut olduÄŸunu ayrıca belirtelim.
Posted on July 19th, 2008 by admin
Filed under: Besinlerdeki Asitler

Leave a Reply
You must be logged in to post a comment.