Omega 3
Omega 3 Yağ denince aklımıza çoğunlukla beslenme açısından zararlı şeyler gelir. Oysa yağların bir kısmı yararlı yağlardır. Bu yağlar vitamin gibi sağlık açısından yaşamsal olan, ama insan vücudunun üretemediği yağlardır. Yanlış beslenme alışkanlıkları yüzünden günümüz insanı bu tür yağları sağlığı tehdit edecek kadar az tüketmektedir.
Belirli yağ asitlerinin vücut için esansiyel olduğu fikri, ilk olarak Evans ve Burr tarafından 1929 yılında ortaya atıldı. Yağsız diyetle beslenen fareler üzerinde yapılan araştırmada; büyümenin gecikmesi, böbrek fonksiyon bozuklukları, cilt sorunları, üreme fonksiyon bozuklukları gibi rahatsızlıklar bulundu. Ancak söz konusu araştırma, sorunun yağ asidi eksikliğinden değil, linoleik asit (omega-6) adlı yağ asidi eksikliğinden kaynaklandığını gösterdi. Vücudun üretemediği ve mutlaka besinler yoluyla alınması gereken bu yağ asidi çeşidi o yıllarda esansiyel yağ asidi olarak adlandırıldı. Araştırmalar devam ettikçe, linolenik asidin (omega-3) de vücut için esansiyel olduğu saptandı ve bugün yapılan birçok araştırma, omega-3 ve omega-6 esansiyel yağ asitlerinin dengede alınmasının sayısız faydalar getirdiğini göstermektedir.
Avustralya, Afrika, Güney Amerika’da yapılan arkeolojik çalışmalar geçmişte yaşayan insanların dieti ile bugünkü batı dietinin çok farklı olduğunu göstermiştir. Atalarımızın dieti meyve ve sebzeler bakımından zengindi. Dolayısıyla kalorisi düşük, lif oranı ise yüksekti. Protein ihtiyaçlarının büyük kısmını ise et (av hayvanları) ve balıktan sağlamaktaydılar. Sonuç olarak bugünkü batı dietine göre total yağ ve sature yağ oranı daha düşüktü ve omega-6 ve omega-3 esansiyel yağ asitlerinin tüketimi eşitti. Son 10 bin yıl içinde genetik profilimizin çok fazla değişmediğini göz önünde bulundurursak, ilk insanların diet kompozisyonları ve hayat tarzı ile günümüz batı diyeti ve yaşam tarzı, dietin sağlık üzerine ve hastalık üzerine olan etkilerini karşılaştırmak açısından iyi bir referans oluşturmaktadır.
Esansiyel yağ asitleri vücut tarafından üretilemezler ve dışarıdan besinlerle alınmaları gereklidir, yani vitaminler ve amino asitler gibi, vücut fonksiyonları için esansiyel maddelerdir. Hücre mebranının fleksibilitesi, akışkanlığı esansiyel yağ asidlerinin membrandaki miktarına bağlıdır. Esansiyel yağ asitleri; enerji sağlar, vücut ısısının korunmasına yardımcı olur.
Linoleik asit major omega-6 yağ asidi ve a-linolenik asit major omega-3 yağ asididir. Vücutta linoleik asit araşidonik aside metabolize olur. a-linolenik asit ise eikosapentaenoik aside (EPA) ve dokosahexaenoik aside (DHA) metabolize olur. omega-3/omega-6 yağ asitlerinin hangi oranda alınması gerektiği konusunda tam bir konsensüs sağlanamamıştır. Ancak genel olarak 4/1 omega3/omega3 oranı kabul edilebilir. Omega-6/omega-3 yağ asitlerinin oranı geçmişte 1-4/1 iken günümüzde bu oran 10-25/1 dür. Bu da batı dietinin omega-3 yağ asitleri bakımından eksik olduğunu göstermektedir.
Posted on July 19th, 2008 by admin
Filed under: Besinlerdeki Asitler

Leave a Reply
You must be logged in to post a comment.